Pazartesi, Haziran 07, 2010

bir ki üç nokta...




Nasıl kıyafetlerin modası varsa.....kelimelerin, cümlelerin ve tabii ki noktalama işaretlerin.de var....Her şey trendlerin gözetiminde....
-
Son zamanlar en çok dikkatimi çeken üç nokta yanyana salgını.Bi kaç baba köşe yazarı ve S.Duman'ın bangır bangır yazdıkları ve gençlerin nokta ve virgül kullanmak yerine artık tamamen üç nokta kullandıkları mevzusu.Bunun nedeni; hem ekşi sözlük hemide yazarın yazılarında 'kitap okumamaya ve cümle bütününün hazzını almamaya' dayandırılsa da , bana göre nedeni 'farklı olmaya çalışmak'tır.Konu hakkında yazanlar bu üç nokta olayını ''GeLioRum-GiDyRm'' gibi kullanımlarla aynı tehlike kefesinde görüyorlar.Teenagelerin kendilerine ait bir alfabe ve noktalama işaretleri yarattıkları kesin.O yüzden Facebook sınırları dahilindecbaşlatılan 'noktamı geri verin' aktiviteleri sesini duyurmaya başlayacak gibi görünüyor.
-
Ekşi Sözlük bünyesinde bissürü başlık açılmış bu konu hakkında ve hepsi iyi yazmış.Kendim yazmak yerine onlara yer verecağim efenim.Harika yorumlar arasından bir tanesi (daha niceleri bu başlığın ikinci sayfasında) .
-
Üç noktayı ota boka kullananlar bize ne anlatmak ister?Otlu Peynir yorumu ile karşınızda:
>
"Ben aslında bir duygu pınarında yüzüyorum, böyle bir cümle yazdım buraya ama sen buna bakıp notumu hemen verme, ben aslında çok daha dolu, anlatmak istediği çok daha fazla şeyi olan bir insanım; bu cümlem de göründüğünden çok daha derin anlamlar içeriyor, aynı benim gibi; ayriyetten eğer bu cümleyle ayni görüşte değilsen, hakkımda kötü düşünme, üç noktayı kullanarak anlamı istediğin yöne çek; ben böyle yazdım ama o üç noktayla sana göz kırpıyorum bak!" diyen zihniyet.
>
Bu zihniyetteki insanlar cümlelerine anlam katmak ve kendilerini ifade etmek için kolay yolu seçip üç nokta koyma metoduna başvururlar. bu, bir süre sonra alışkanlık haline gelir ve artık "ben ekmek almaya gidiyorum." yazarken bile üç nokta koyarlar. eğer öyle yazmazlarsa karşılarindaki kişinin, "aaaa, ne kadar banal! ekmek almaya gidiyor. yuh be! çok sığ bir insanmış bu." diye düsünecegini, üç nokta koydukları takdirde ise "vay be, ekmek almaya gidiyor ama bak nasıl gidiyor! keske ben de ekmek almaya böyle gidebilsem. şimdi bu, yolda kimbilir ne felsefi düşüncelerle yoğrulur, ne duygulu anlar yaşar, hangi soyut kavramlar üzerinde hangi akıl yürütmeleri yapar acaba?" diye düşüneceğini sanırlar. büyük yanılgı içindedirler.

Pazar, Haziran 06, 2010

küstüm Leyla küstüm*




Bu yağmurlu ve romantik Pazar gününde; all I need is hardcore köçek and hardcore köçek dans staylööö!
dadundan yinmez*








Kafanızın uyuştuğu yönetmenle çalışmaktan keyiflisi yok.Aynı kompozisyonun içine girebilmek ve birbirini tamamlamak .Sadece stil direktörlüğünde iş daha kolay ama sanat yönetmenliği ve stil konsept sorumluluğu daha kanırtan bir durum .Gel gör ki canınızdan çok sevdiğiniz yönetmenler yani arkadaşlarınız olunca; o iş dadundan yinmez!

Cuma, Haziran 04, 2010

kara olandan!




Önce sütlüsü çıkar sonra bitteri .
Neden bi çikolatanın bitteri sonradan çıkar ?
ruhumu al da yüzleş aklınla*




Hiç bi yere bulaşmadan,dini alet etmeden,ırkçılık söylemlerinden uzak ;sadece yok olan çocuklar ve insanlar için dün sesimizi duyurmaya çalıştık>>>>BAK!
-
Mor ve Ötesi şarkısı ve bu konuda ki desteği çok mühimdir.Şarkıyı dinlerken, Gazze'li bir çocuğun ağzından söylenmiş gibi dinleyince herşey özetleniyor.

Perşembe, Haziran 03, 2010

Cavidan da gözlerini benden ayırmıyor!




Bu Edizhun illa sonradan akıllanacak yaaaaa
Kötü kadını bırakıp, esas kıza gelebilmesi filmin sonuna denk geliyor.
Gönül Hırsızı güzel film;bizim maskeli partiye ilham veren film!
-
Filmin en can alıcı dialogu:
Cavidan:Tebrikler nişanlımı çaldınız.
Huriye:'Nişanlılar çalınmaz küçük hanım,kaybedilir'
L'asino parla?
























Çarşamba, Haziran 02, 2010

gözin kör olmaya ,di hade!






Siyah gergedanın soyu tükeniyomuş.Digiturk hayvanlı belgesel kanalım yok ama öyle duydum z tv'nin berbat bi belgelsel programında.
-
Benim Nat Geo'da ,canlı belgeseli çok az .Köpeklerle hoşbeş eden adam var arada.Tam zamanlı hayvan belgesel kanalları;hem üşengeçlikten hemide gideceğimden dolayı digi pakette yok.
-
Ben ,Nat Geo'yu ne zaman açsam ya Mega Yapılar var ya/da Uçak kaza raporu zımbırtısı var.Ne zaman açsam hayvanlı belgesel yeni bitmiş oluyor.Basıyorum yaygarayı.Sanki o kanalda bana kıl birileri var ve ne zaman 84'e bassam ;Mega Yapıları dayıyolar bana .
Ama beni maymun ve zebralı mebralı belgesel izleme sevdamı engelliyemecekler.
Bi ağız tadıyla çitalı ve timsahın ağzına kafasına sokan adamlı belgesele doyamadım.
gözün kör olmaya yan odaya yan odaya yan odaya odaya.
Kedilerle idare ediyom şimdilik!
-
-
-
mininot:Aklım fikrim hep belgesellerde,keşfetmede ve macerada havası yaratarak siz Yaprak Dökümü izleyen fanileri ezmek isterdim ama maalesef ben de bu akşam Yaprak yarın/da Memnu'yu izleceem.
tebrikler Pucca!




Pucca'nın kitabı çıkıyor.Çok sevindim ve hatta kendisini mutlaka bir gazetede yazarken görmeyi çok isterim .Neden bilmiyorum ama bu kızın önü daha da açılsın istiyorum. Yeteneğinin sadece blogla sınırlı kalmasını istemiyorum galiba!
-
Pucca ,kimsenin yapmadığını yaptı yani Türk bayan blog yazım klişesini yıktı geçti.Evet evet abartı falan değil bu ,bildiğin yıktı geçti.Türk kadını tek tip blog yazar mevzuuda tarihe karışmış oldu .Aman edepli yazıyım,cici kız gibi görünmem,ideal kadını göstermem lazım zihniyetine goodbye demiş olduk.
-
Herkesin en iyi fotoğraflarını koyduğu ,blog için özel pozlar çektirip koyduğu bloglar/Bakın nasıl mükemmel bir hayatım var/Bakın nasıl mükemmel kıyafetlerim var/Bakın benim hiç sorunum yok/Bakın aşk sadece erkeğe olan aşk değil, kuşa böceğe olan aşk/Bakın ben sosyal bir kelebeğim /Bakın kocamla hala sevgili gibiyiz /Bakın bir durmadan geziyoruz,çok sosyaliz /Bakın ben harika bir anneyim hiç yorulmam/ Bakın benim çocuğum hiç ağlamaz /Boş zamanlarımda evrene pozitif enerji pompalarım/Bakın Ayşe Arman gibi çocuk var ama hayatımız aynı çılgınlıkta(çılgınlık?)/Bakın ben kaynanamla süper anlaşırım /Bakın ben her filmi izlerim /Bakın ideal kadın benim gibi formuna dikkat etmeli/Bakın evde hep şarap ve mozzarella yerim/Bakın ben tüm hobilere sahibim/Bakın ben de İskandinav anne blogu gibi craft-anne bloğuyum /Bakın sevgilimle ambiti gibi yapışığız/Bakın herkese comment bırakırım çünkü çok sempatiğim/Stress nedir bilmem ,hayat dertsiz/Canım kocam canım sevgilim canım kocam canım sevgilim /Bakın mimlemelerde ki sorulara ne sıradışı cevaplar verdim/Bakın 24 saat huzur doluyum /Bakın sosyal konulara ne kadar hassasım /Bakın hepinizi bilgilendirmek boynumun borcu gibi yapmacık blogların arasından bir kız çıktı ve hayatının her yönünü yazdı !Kim ne der diye çekinmeden yazdı.Alışkın olduğumuz o hisseli harikalar kumpanyası diyarı bloglardan sonra, bu açık sözlülük karşısında herkes bi kalakaldı .Hepimizin yazmaktan çekindiği şeylere o cesaret edebildi .Bu yüzden bu kadar çok sevildi. Çünkü insanlar aynı tip kadın bloglarından sıkılmıştı ve Pucca o boyalı blog vitrinini kullanmadı hiç.
O zamana kadar sanki Türk kadın blogları; Türkiye'de değilde 'Alice harikalar diyarında yaşıyor' sanıyorduk.'Eş dost görür aman' diye sadece hayatlarda ki 'iyi şeylerin' bloga yazılması tabii ki yapaylıkları da beraberinde getirdi ve doğallığı baltaladı ! İşte bu sırada Pucca çıkıp herkesin bakış açısını değiştirdi .Sonra ona benzemeye çalışan bi ton blog çıktı ama tabii aslı gibi olmuyor. Dönem dönem bloglarda böyle akım başlatıcılar çıkıyor ve ardından onun gibi yazmaya çalışan bi kaç blog üremeye başlıyor ama dediğim gibi hep akılda kalan asılları oluyor!
-
'Çok küfür ediyor ,çok açık seçik yazıyor' diyenlerin hayatları hep kutsal topraklarda mı geçiyor ?Blog etiği nedir ki? Millet bebeğinin ultrason görüntüsünü bloga koyuyorken , iki küfürün etiğini mi konuşacaz blog ortamında?
-
Sevgili Pucca yazmaya devam .Klişeleri yıktığın için teşekkürler,Alice harikalar diyarı dışına çıkan blogun ve yazıların için teşekkürler.
Kitap tüm yolları açsın sana!!!

Salı, Haziran 01, 2010

minik koridor*




Sen uyanacaksın sonra
suyun kaynama sesi ve ardından bilgisayar açılma sesi gelecek içerden.Kahve için süt bulamama durumunda 'üffffff'leme sesin takip edecek o sesleri.Burnuma,sardığın tütün kokusu gelecek taa minik koridorumuzu geçerek;
günaydın Voo
günaydın Haziran!
ah hah ha benim adım çalıkuşu*























Senaryoya motive olmak için bol bol Sema'nın 2 albümü dinlenmiştik ve gerçekten/de hepimiz eve giderken araba yerine faytonla gitmek istemiştik bi an .Nescafeler yerini ,lokumlu türk kahvesi isteğine dönüştürmüştü!
O çok mühimsediğimiz projemizi bir hayal ve senaryodan alıp taaaa görsele dönüştürüp ,seyircilere ulaşmasında çok kaliteli bir rol oynadığını düşünüyorum.Çalışırken dinlenilen müzik demek ki önemli bir rol oynuyormuş.
-
Sema çok farklı bi kadın , bizim programa konuk olarak geldiğinde bi kez anlamıştım bunu.Kıymetini bilmeliyiz ve koruma altına almalıyız diye düşünmekteyiz!