
Çarşamba, Ekim 06, 2010
mektup.aşk.hayalet


Uzun yıllardır biriktiriyorum aşk mektupları ve aşk kartlarını.Sahaflardan yıllar öncesinin aşk kanıtlarını arıyorum belki de.Yarım kalmış mektuplar,ilk aşk itirafları ve hüzünlü ayrılık mektupları.Ya savaş/ya mesafe/ya tüberküloz ya da din farklılığı yüzünden yarım kalmış hikayeler biriktiriyorum.Bazı mektupların devamını bulamıyorum ve o hikayenin sonunu kestiremiyorum,kafamda düşünüyorum,kavuşmuşlar mıdır?
Aşk mektubu yazmak hayaletlerle düşüp kalkmak gibidir;yalnız mektubu yazdığınız kişinin değil,kendi hikayenizle de düşüp kalkarsınız.Hayaletlerin aç gözlülükle beklediği bir eylemi gerçekleştirmektir,onların önünde çırılçıplak soyunmak demektir mektup yollamak.Mektuplarda yolladığınız öpücükler ulaşmaz yerine,yolda hepsini hayaletler el koyar!
Genelde insanlar ihanet etmez,hep mektuplar ve kelimeler eder.'Seni sonsuza kadar seveceğimler ve sensiz yaşayamam,ölürüm' lafları hep kelimelerin ihanetidir.Kafka,Nazım Hikmet ve hatta Stendhal bile mektup hayaletleri ve kelime ihanetlerinin kurbanı olmuşlardır.Dünyanın en büyüleyici aşk mektuplarını yazan adamlar bile sadece kelimelerle aşk yaşamıştır.Bir cümle , 100 kere sevişmeyle aynı hazzı vermiştir.Zarf açıldığında içinden yayılan koku, 10 saat bir kadının göğsünde uyumaktan daha esrarlı gelmiştir.
Vücut sesini yükselttiği gibi satırlar da sessiz kalmıyordu.
Satırlar susmamalıydı, hayaletlerin midelerine'Hammmm' diye ineceklerini bile bile satırları susturmamalıydık.
-
Kafka şöyle yazıyor kısacık mektubunda ;
''Evet son 10 mektubunu dönüp dolaşıp okumaktan büyük zevk duyuyorum,oysa avucumun içi gibi biliyorum içindekileri .Ama sen de benimkilerini oku yeniden.''
Dünyanın en kısa ama en aşk mektubu değil mi bu ?
Kaç hayalet ikindi kahvaltısını etmiştir bu mektupla?
Salı, Ekim 05, 2010
Pazar, Ekim 03, 2010
Cumartesi, Ekim 02, 2010
bir karıncanın güncesi*


Gitmiştim,yazmıycaktım.Parmaklarımın her birinin ucunda öldürücü tümörler çıkmıştı sanki.Eğer yazarsam,o parmak uçlarımda ki tümörler tüm kelimelerimi ele geçirip ,yokedecek korkumdan yazmak istemedim .Ama sonra dedim ki ,beni okuyan herkes en boktan halimi de bilmeli.İkiyüzlü yazmaya gerek yok ,iyi şeylerin yansıtıldığı bir vitrin bloğu olmasındı bu.Hayat her saniye mükemmel değil,hayat bazen siker atar bloğu bu. Hardcore acı neler yazdıracak bana, ben bile bilemiyorum şimdilik.Acının en ağırından bile keyif almalıydım; hem ben hem okuyan siz.
-
-
-
-Çok türk filmi izlediğimden olsa gerek acıdan ölürüm belki diye günlerce bekledim.'Durduğum yerde birden bire geberir miyim?'diye Hülya Koçyiğit sendromuna girdim.Yumurcak ve babası Kartal Tibet beni son dakika bulurlar mı diye düşündüm.Küçükken ablama yaptığım ölü taklidi gibi taklitler yaptım kendi kendime.Fatma Girik gibi saçlarım bembeyaz olucak ve mendilime kan gelicek ızdırabımdan diye bekledim, olmadı.Olmadı hiçbiri.Yeşilçam senin taaaaaaa
Ne lağım ve hazin di mi?
-
-Eflak Boğdan'ın yüzölçümü kadar ağladım,ağladım mı da ortalığın anasını sikerim.bunu sadece salonda ki kırmızı halı ve ben biliriz.15lik ergenler gibi yerlere süründüm hemde.(bir aşk şiiri yazmayanlara bi de bunu yaşamadan ölenlere üzülürüm bazen)
-
-İçimde yaşayan Ferdi Tayfur-sigarayı bıraktım şarkısı ve Kafka'nın dönüşüm kitabı karışımda ki anaforlar arasında kayboldum saat saat.
-
-Çişimi yaparken tuvalet kağıdını rulo yapıp önce gözyaşlarımı sildim.
-
-400 ton kabus,acı ve ter bıraktım nevresim takımıma ama yatağın duvar tarafına hiç geçmedim.
-
-Benim sadık yarim Xanax oldu.32 yaşında tanıştım kendisiyle.önce tokalaştık ;''Monaco prensesi yap beni dedim,pasta gibi yap beni,muzlu rulo pasta gibi olsun beynim '' diye ricalarımı saydım kendisine.Daha sonra xanax'ın ekip arkadaşları Rexapin,Efexor xr ve Rivotril ile tanıştım.Ah Peterpan yatak odamda duran o çanak yine ilaç dolu.
-
-Ki istemdışıydı bu özlem .Yumurtasından yeni çıkmış caretta nasıl denize giderse, öyle gidiyorum sabahları salona.
-
-Fetret devrinden bu yana gelmiş geçmiş en büyük salak olduğumu düşündüm ara ara.
-
-Kalbimde panaromik gezintilere çıktım,tavana bakarken;sonrası kasırga!
-
-An geldi çernobilden on bin kat radyasyona kucak açasım geldi 'gel gel radyala beni' diye.
-
-Kalbimde Williem Tell atış talimi yaptı ama bu sefer hepsini ciğerime sapladı.
-
-İçimde isyanlar oldu.İçimde ki savunma bakanı ''ben bunu daha çok sisteme karşı yapılmış geniş çaplı bir saldırı olarak nitelendiriyorum'' dedi. Damarları işgal etmek,kalp havaalanını kapatmak ve duygu patlamalarına engeller koymak için hücre ordularını göreve çağırdı.İç işleri ve organlardan sorumlu bakan''Beyin meclisine ve casusluk servislerine haber verilmeli'' dedi.Değer devlet başkanı ise dev bir istikrarsızlaşma komplosunun oluştuğunu buzdağının yalnızca görünen kısmı olduğunu ,bunun olasılıkla salaklıktan esinlendiğini söyledi.
-
-onbin yıllık dünyanın bir karıncasından başka neyim ki?
neyiz ki?
Cuma, Ekim 01, 2010
silence kiss to 12 temmuz 2009*


İstekler listesi:
1)Herhangi bir gece yarısı kadar sade ve düzensiz.Seninle olan dokulmazlıklarımı istiyorum.
2)Bu güzel bataklığa bile bile takılıp boğulmak istiyorum.Yavaş yavaş,içinde.
3)Benden uzakta bana bakan gözlerini istiyorum.
4)Her iki gözüne iki gözümü vermek istiyorum ömür boyu.
5)Kokunu biriktirmek istiyorum ceplerimde.
6)Seninle aramızda kalan hava boşluğunu elimdeki herşeyle doldurup sana ulaşmak istiyorum.
7)Bir çöp tenekesi istiyorum.
8)Bir hayvan nasıl aşık olabilir onu gösteriyorum sana ,Saygı duymana gerek yok bana ,sev beni yeter.
Değer'in kitabı/12 Temmuz 2009
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



