Pazar, Kasım 07, 2010

söylesin*



Florence+The Machine söylesinnn
önce ben dinliyimmmm
sonra siz dinliyiverin.
muahh!
Hatta ve hatta*






















Nasıl güzel bir pazar ;
en son böyle bir pazarı dünyanın bi ucunda ki Rize camii altında
meyve-sebze satılan yerde görmüştüm.
Nerden nereye,oha bana!
O hissi uyandırdı bende.
Artık her/şey farklı geliyor gözüme.
Özlemişim her/şeyi:
tadına varmayı ,koklamayı,bakmayı,insanları,sokakları,karışmayı!
Kayıp balık Nemo gibi aval aval bakmıyorum artık.
Hatta ve hatta
Mandalina,çekirdek,çay,Yaprak dökümlü akşamlarımı iple çekiyorum!



Dumdum*




Dumdum uzaktan destek vermeye devam ediyor.
Özledim gri kuzum!

Cumartesi, Kasım 06, 2010

gelsin*



Yağmurlu güne gelsin,
sonsuz doğaya gelsin,
bir nevi 'daha fazla yağmur duası' niyetine gelsin:
6 ay *




6 ay
6 ay 66 sene gibi;
tank çaprmış,kamyon çarpmış,zeplin çarpmış,katamaran çarpmış
yooo yoooo
saatte 78495859 bin hızla yaklaşan bir ufo çarpmış gibi.
Uzun namlulu kalbim ve bedenim bile bu hıza karşı beyaz bayrak sallamış;
teslim teslim teslim!
-
6 ay
6 ay 666 sene gibi;
Gregor Samsa gibi tavana tırmanıp, aşağıya attım kendimi.
sonra karyolanın altına saklandım ,
sırtüstü düşüp havada ayaklarımı izledim.
Bazen dışarıdan gelen insan seslerini dinledim.
Üç kulvalla bir elham oku,olmadı Karlofça antlaşmasını imzala bişeyciğin kalmaz
dediler.Ne okudum ne imzaladım!
-
6ay
6666sene gibi;
Bilim kurgu filmleri bile daha inandırıcı geliyor artık, istek kipli romantik
cümlelerden.
-
6 ay
66666 sene gibi;
şimdi yeni bir 'dönem ödevi' verecek hayat bana.
Yeni bir dönem ödevi kapağı .
Adımı ilk defa öğreniyormuş gibi yazacağım o kapağa.

Cuma, Kasım 05, 2010

mübarek cuma naber?






Güzel haberlerle başlayabilen güzel gün;
nasılsın iyi misin?
Ben iyiyim
hatta daha iyi olmak için bu parçayı seçtim kendime.
air*



sitting on the air.

Perşembe, Kasım 04, 2010

in our*





walking proudly in our winter coats!
sky*



Heaven can wait, we're only watching the sky.

Çarşamba, Kasım 03, 2010

Frida'dan Diago'ya




Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim.
Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, en zayıf anımda beni kırmak pahasına
düşüncelerini acımasızca bana söylediğin zaman vazgeçtim.
Bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim.
Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.
Her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim.
Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim.
Ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.
Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim.
Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden "sen" olduğun için vazgeçtim.
Bencil olduğun için vazgeçtim.
Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgecmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi.
Ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım.
Bu yüzden ben de senden vazgeçtim.
Frida Kahlo

Salı, Kasım 02, 2010

hayat bandırollu*






















Dost taarruzu
km'lere rağmen.
En sevdiğim cheesecake taaa Paris bandırollu.
En sevdiğim sesler taaaa İstanbul bandırollu.
En sevdiğim çiçekler taaaa 'hayat' bandırollu!